Renk
Cumartesi, Mart 28, 2009 tarihinde, Ben etiketi için yazılmış.
Aynı bu sayfa gibi renksiz şu anda hayatım. İçerisi karanlık ve içindeki herşey çıplak, ortada. Siyah, yıldızsız bir uzayda artık yaşamımı oluşturan tüm öğeler. Yerçekimi yok, ne altı var bu uzayın ne de üstü. Ama sık sık dolan gözlerim yüzünden kayan görüntüleri dışında herşey net gözüküyor. Sadece bütün o öğeleri birbirine bağlayan bağlar yok artık. Herşey birbiriyle alakalı, birbirine bağlı ve bir aradayken şimdi hepsi dağıldı bu uzayda; toplayamıyorum, bir araya getiremiyorum onları.
Öyle bir siyah kaldı ki geriye; giden nereden gitti, nereye gitti, ve neden gitti anlayamıyorum. İnanılacak gibi değil çünkü bahaneler, mantıklı gelmiyor..
Artık yalnızım uzayımda; Dünyam'dan, Güneş'imden çok uzaklarda. Kapsülümün içinde aç ve susuz, geçmişte kalanlardan artan yaşlarla ilerliyorum uzayımda.
Kapkaranlık.
Ses yok.
Bir uğultu var sadece, hıçkırıklarla kesiliyor ara sıra. İçimden geliyor bu ses. Duymamak, durdurmak imkansız, ve faydası da yok. Hiç birşeyim kalmadı geriye.
Umut?
Olmaz mı...
Belki uzay bükülür, -yeniden- doğduğum, ait olduğum yere dönmemi sağlar "O". Kapsülümdeyim, kontrol elimde değil. Bağırışlarımı benden başka duyan yok, belki yıllar sonra bir yankı duyarım, tanıdık bir yankı. Ama o umudum da kalmazsa eğer, o zaman geriye kalan bu karanlık uzayı görmenin de bir anlamı olmaz. Gözlerimi kapadığımda okunur göz kapaklarımdaki "Elveda" yazısı..
Σενι τζοκ σεβντιμ...
sağır siyah bir yorgun yol
vur kendini sürgün ol
aşk yolunda ölmek kolay
sarhoş gönül dur bir dinlen
çöz kendini kendinden
aşk yolunda ölmek kolay
dört yanımda dört nasihat
az gülüş bol zaiyat
ölsem ala dayanmak zor
senden bana zor bir miras
bol çetrefil bol viraj
ölsem ala dayanmak zor
nerelere gideyim..