whoshouldliveagain.com İle İlgili Önemli Gerçekler
Çarşamba, Ocak 9, 2008 tarihinde, Siteler etiketi için yazılmış.
Az önce rastladığım bir yazıyı vakit kaybetmeden duyurmak istiyorum. Atatürk sevgisi artık her alanda ciddi anlamda sömürülüyor ve bunun son örneği de meğer gururla oy verdiğimiz www.whoshouldliveagain.com adlı siteymiş. http://beyn.org/ataturk-sevgisini-somurerek-para-kazanmak/ adresinde anlatıldığı üzere bu site bir Türk'e ait ve bu site sahibi aldığı hitler ile iyi bir para götürüyor olmalı. Ayrıca şimdi farkettiğim bir durum da var ki sitenin üst kısmında bir sayaç var; ben bu yazıyı yazarken saat yaklaşık 01.30u gösteriyor, ve 6 gün 22,5
saat sonra listenin 1. sırasında olan Atatürk'e kavuşacağımızı
söylüyor. Bakalım foyası çıkıp ce'e mi diyecek bize, yoksa "Atatürk şu
anda dünyanın bir yerinde doğdu, bi bekleyin 20-30 yıl, görürsünüz." mü
diyecek…
Olayı inceleyen www.beyn.org sahibi Barış Ünver'e teşekkür ediyorum.
|Yazılan (yok) yorumu oku| |Yorum yaz| |Sayfasına git|
Orjinal Bir Blog: "Araba ve Ben"
Çarşamba, Kasım 12, 2007 tarihinde, Siteler etiketi için yazılmış.
Efendim, hafif.org sayesinde rastladığım bir blog sayfasını sizlere tanıtmak istedim bugün. http://benimilkblogum.blogspot.com/ adresinde bulunan sayfa 11 yaşında bir çocuğa ait. İsim vermeye gerek yok, önemli olan isim değil. Önemli olan bu blogun, 11 yaşındaki bir çocuğun gözünden, anne ve babasının yardımıyla hazırlanmış olması. Henüz çok taze bir site, ve yazdıklarını görünce gerçekten insanın yazma hevesi de geliyor. Çünkü orada yazılanlar çoğumuzun yaptığı gibi gündemden haberlerin yorumları, bazı bilgilerin paylaşımı ya da bazı durumlar hakkındaki görüşlerimizden çok; o, yıllardan beri unuttuğumuz, çocuk gözünden dünyamızın nasıl gözüktüğünün bir ifadesi.
Bugün Introduction to Visual Media dersimde, değerli hocam Hasan Saltık tarafından bir gıdıklanma yaşadım, o geldi şimdi aklıma. Birinci sınıfta aldığımız Basic Design (Temel Tasarım) dersini düşündürttü bize. Bazen o kadar kompleks düşünüyoruz ki, bir çocuk kadar rahat olamıyoruz düşünürken. "Eline kağıt kalem verip 'Bir el çiz' dersen çocuğa, bi yuvarlak çizer, biri kısa dördü uzun beş çizgi çizer. Aslında bu bir Basic Design'dır" dedi. Düşündüm de, gerçekten adı kadar basit olmalı. O çocuğun yaşından sonra, hayatımıza o kadar yükleme olmuş ki, o kadar sade düşünemiyoruz, ama çoğu zaman bizim ihtiyacımız olan da o sade düşünme.. İşte bu yüzden de tavsiye ediyorum Araba ve Ben'i. Takip edelim, ki parmaklarca kalınlıkta olan tozların altındaki saf yaşamı yeniden hatırlayalım...