Van münüt!!!
Pazar, Mart 1, 2009 tarihinde, Olaylar etiketi için yazılmış.
Geçen aylarda gündemimizi bir hayli meşgul etmişti yukarıdaki görüntüler. Halkımız boş durmamış tabi ki. "Benim 3. gözüm" sayesinde bu müthiş vitrin yazısının fotoğrafını çekebildim :) Bu yazıyı kendisine armağan ediyorum ;)
(büyük hali için resmin üzerine tıklayınız)

|Yazılan (1) yorumu oku| |Yorum yaz| |Sayfasına git|
Artık Uyumaya Son!
Pazar, Ocak 6, 2008 tarihinde, Olaylar etiketi için yazılmış.
Bildirgeç'te rastladığım bir haber ilgimi çekti. Uykuyla arası zaman zaman çok iyi, zaman zaman da çok kötü olan ben artık uyumayı hayatımızın üçte birini alan bir zaman kaybı olarak görmeye başlamıştım. Sonuçta 90 yıl yaşayan bir insan ortalama 26-30 yılını uyuyarak geçiriyordur ve bu hiç de az bir süre değil. Uykuya neden ihtiyacımız olduğunu ise lisede biyoloji öğretmenlerimiz açıklardı. Gün boyunca yorulan beyinin dinlenmesi, kimyasalların düzenlenmesi için herşeyden uzaklaşıp çalışmaması gerekir. Ancak Amerika yine yapacağını yapıyor ve burun spreyi şeklinde alınacak bir ilaçla beynimizin çalışırken dinlenmesini sağlıyor(muş). Garip geldi, beyin hem çalışırken hem nasıl dinlenebilir ki? O kimyasallar nasıl düzene girebilir ki? Bazen bu tür haberler bana Amerika'nın sırf psikolojik savaş ortamı için böyle haberler çıkarttığını düşündürtüyor. Dünya garip, herkesten herşey beklenir.
Aslında alakasız ama, aklıma gelmişken geçen gün duyduğum güzel bir sözü aktarayım:
"Bir Japon delirdiğinde kendisini öldürür. Bir Amerikalı ise başkalarını..."
kaynak
|Yazılan (1) yorumu oku| |Yorum yaz| |Sayfasına git|
İşte İnternetteki Sahte Yüzler
Cuma, Ocak 4, 2008 tarihinde, Olaylar etiketi için yazılmış.
Geçen gün şurada çok güzel bir yazıya rastladım:
http://www.officialdatingresource.com/dating/beware-the-dreaded-myspace-angles-pics/
Daha önceden de www.yonja.com, www.hoccam.com vs. gibi sitelerde bazı bayan üyelerin fotoğrafları hep dikkatimi çekmiştir: sağ ya da sol üst-ön çaprazdan, hatta bazen tam ön çaprazdan, yukarıdan aşağıya doğru çekilen resimler bunlar. Zaten aynı profile ait albümler içinde de yüz fotoğrafları dışında hiç fotoğraf göremezsiniz =) İşte o tür fotoğrafları gördüğünüz zaman buradaki ikinci resimler aklınıza gelsin ;)
|Yazılan (4) yorumu oku| |Yorum yaz| |Sayfasına git|
Uçmayı Bilmenin Farkındalığı
Cuma, Kasım 21, 2007 tarihinde, Olaylar etiketi için yazılmış.
Bugün boş bir gündü benim için. Gün içinde yaptığım tek olumlu iş sanırım kendim için alışveriş yapmak oldu. O da mecburiyetten zaten, bayram tatili nedeniyle odada yalnızım ve ODTÜ çarşısındaki çoğu restoran da kapalı. İş başa düştü ve yüklü bi alışveriş yaptım geldim..
Döndüm sonunda odama tekrar. Bütün gün bilgisayar başında geçiyodu, kaldığı yerden devam...
-----------
Sonra bi arkadaşım bugün yaşadıklarını anlattı kısmen. Üzüntülüydü, ve gıdıkladı beni bu üzüntü. Gıdıkladı dedysem; beynimi, kalbimi. Duyguları iyi anlamanın sonucu olsa gerek, kuşları düşündük. Kış gelirken güneye göçenlerini. Tek başlarına göçemezler, hep guruplaşırlar ya; onunla ilgili. Ama 2 kuş var hikayede sadece, birlikte göçmeye kalkan. Hoş tesadüf, dün seyrettiğim "Open Season" adlı animasyon filmde de benzer bi muhabbet vardı; av sezonunda tüm arkadaşları vurulan iki ördek, V şeklini oluşturamadıkları için göçemediklerinden bahsediyorlardı=) Tabi o filmin hikayesi, bizim hikayemizde bu iki kuş V'yi oluşturuyorlar -varsayalım.
Göçün başında ikisi de kanatlarını var güçleriyle çırpıyorlar, çırpıyorlar, çırpıyorlar... Bir süre sonra doğal olarak yorulmaya başlıyorlar ve birbirlerinin önüne geçerek hava akımıyla dinlenmelerini sağlıyorlar.. Günler, haftalar, aylar geçiyor bu şekilde. Tabi kuşoğlu, alışıyo... Zamanla uçmanın, gezmenin, farklı yerler görmenin ne kadar güzel olduğunun farkına vardıkça birisi, arkada kalma süresi uzuyor. Öndeki fedakarlık yaptıkça arkadaki alışıyor, ve yollar bu şekilde geçtikçe unutuyor kanat çırpmayı...
Öndeki fedakarlığını tükettiği zaman arkaya geçiyor ama, bizimki uçmak için kanat çırpmaya devam etmesi gerektiğinin farkında olmadığı için alçalmaya başlıyo. Düşüyo, düşüyo, düşüyo... "Elbet gelir beni kurtarır " diyo içinden. Ama nafile... Çakılmaya doğru ilerliyo hala içinde bi umutla. Ama yaptıklarının karşılığını alamayan diğeri yoluna devam ediyor haklı olarak, düşeni arkada bırakarak.
Düşen ne mi yapacak? Sonunda metreler tükenecek ve çakılacak. Çakılmanın şokuyla ilk başta fark etmeyecek hiçbir şeyi. Zamanla başlicak acıları hissetmeye ki, o zaman kaldırcak başını yukarı, yine aricak gideni. Gittiğini fark etiğinde çok geç olacak. Ne başladığı yerde, ne de varacağı yerde; ortada, rotasını bilmeyen, zavallı bir kuş olarak kalacak ve kış sonunda geri dönüş yollarını gözleyecek.
Uçmayı yeni baştan öğrenmesi gerekirken...
Bu günün anısına, hediyem olsun.. ;)
|Yazılan (1) yorumu oku| |Yorum yaz| |Sayfasına git|
« Önceki -