Yıllık Yazısı
Çarşamba, Mayıse 10, 2009 tarihinde, Ben etiketi için yazılmış.
Pek saygı ve sevgideğer arkadaşlarım, mezuniyetim sebebiyle çıkacak olan yıllığımdaki kısıtlı yer nedeniyle her ne kadar herkesin yazılarına yer veremeyecek olsam da; bu yazıyı okuyan, gören, bilen, duyan, rüyasında gören, malum olan ve yazmak isteyen herkes dilediği uzunlukta yazı yazabilir. Henüz bir planım yok ama belki buradan yayınlarım, ya da bir yıllık blogu oluşturabilirim. Neticede ömrümün sonuna kadar saklayacağım yazılar olacak bunlar. Yazılarınızı ufubo@yahoo.com adresine yollayabilirsiniz. 20 Haziran'dan sonra gelecek olan yazıları yıllıkta kullanamayacağımı da belirteyim, sonra darılmaca olmasın :)
|Yazılan (yok) yorumu oku| |Yorum yaz| |Sayfasına git|
Teşekkür
Pazar, Nisan 31, 2009 tarihinde, Ben etiketi için yazılmış.
31 Mayıs 2009, saat 01:08.
Travertenli seyahat şirketinin Ankara'ya doğru 12 yolcuyla seyir halinde olan şehirlerarası otobüsünün 13 numaralı cam kenarı koltuğunda camdan dışarıyı seyrederken yine aklıma o Candan Erçetin şarkısının klibi geldiğinde, tam da o sırada çin malı dokunmatik çakma taşınabilir ortam oynatıcımda radyodan dinlemekte olduğum slow Tarkan parçası bitiyor, ve Candan Erçetin'in yine o yıllardan kalma başka bir parçası çalmaya başlıyor. Önce bu parçanın tadını çıkarıyor, ardından da aklıma gelen ilk parçayı mırıldanmaya çalışıyorum:
Yalan, başkası yalan
Dünyada ölümden başkası yalan...
Dün akşam itibariyle mezuniyet projemin hazırlık aşamasını bir miktar birikmiş rapor haricinde bitirdim ve bulanık duygular içerisindeyim. Karışık değil, bulanık. Evet. (bu bitmiş cümle sonuna "evet" koyma alışkanlığını da az önce servis yapan muavinden kaptım sanırım. evet.) 5 yıl daha bitiyor. Şimdi aklıma geldi, bi' aralar bi' büyüğüm "Hayatınızı 5 yıllık süreçler için planlayın, 5 yıl sonra nerede olacağınızı hayal edin" demişti. Şimdi neredeyim bilmiyorum hiç, ama 5 yıl önce kendimi nerede hayal ettiğimi hatırlamıyorum ki zaten :S (En arka yolcuya servisi yapar yapmaz başa dönüp çöpleri toplamaya başlayan muavinler lütfen 12 yolcu varken biraz beklesinler. Kolayı fondiplemeyi sevmiyorum!) Sonunda geldi, "Koca ODTÜ" de bitti. Yani seçmeli derslerimin hocaları münasip görürlerse bitecek. Aslında bu konuya girersem ODTÜ'de tanıdığım herkese hitap eden bi' yıllık yazısına dönüşecek. Şimdilik buna niyetim olmadığı için kırpılmış bir versiyonuyla yetineceğim. Her saniye azalmakta olan dizüstü bilgisayarımın pilini gözönünde bulundurmalıyım zaten :)
Bir dönem boyunca (verimli olarak kullandığım kısmı sadece son 3 haftası olsa da) bana arkadaşlık desteği veren, moral bağışında bulunan, tasarım konusunda tavsiyelerde bulunan, gözlem yapmama yardımcı olan, lojistik destek sağlayan, kimi hareketleriyle hayat dersi veren, hayatımın büyük yanlışlarından birine imza atmama sebep olup sonra bu hatadan dönmemi de sağlayan, ürünüme isim bulmama yardımcı olan:), sattığı kırtasiye malzemeleriyle beni soyan, yurtdışından beni hatırlayıp yalnız bırakmayan, acıktığımda doyuran, yaptıkları müzikle yollarımı çekilir kılan, ODTÜ'deki son şenliğimde eğlenmemi sağlayan, İstanbul'da aradığım yerleri bulmama yardımcı olan; sınıf arkadaşlarıma, okul arkadaşlarıma, yılların eskitmediği ve eskitmeyeceği candostumla çoook eski kankama, danışman firma çalışanları ile bölümümün öğretim görevlilerine, eski oda arkadaşıma, eski oda arkadaşlarımın arkadaşlarına, eski staj arkadaşlarıma, "İstanbul'daki eviniz" sloganlı ucuz otele, fantastik arkadaşıma, 'o kendini biliyor ama bilmese de olur'a, yıllardır adam gibi görüşemediğim kuzenime, eski mezunlarımıza, (dikkat, isim veriyorum) Mücahit Abi'ye, 'gerçek bir rüya'ya, 5. Yurt kantinine, Unknown Artist'lere, şenlik şarkıcıları ve şenlik etkinliği düzenleyenlere, yoldan geçen vatandaşlara,
ve 17 yıldır beni okutan; hayal ettikleri o cübbeli görüntüyü 28 Haziran'da görmeyi bekleyen aileme, üzerimde emeği geçen herkese çok teşekkür ederim.
31 Mayıs 2009, saat 02:02.
Iyi geceler hayat.
|Yazılan (yok) yorumu oku| |Yorum yaz| |Sayfasına git|
Acayip bi'şey oldum ben.
Pazar, Nisil 5, 2009 tarihinde, Ben etiketi için yazılmış.
Yarın bir quiz ve bir jürim var. İkisini birden nasıl kaldıracağım bilmiyorum.
Geçen hafta cumadan beri, yani 9 gündür keyifsizim, iştahım yok, uykusuzluk çekiyorum ve acayip gerginim. Günde tek öğün yemekten midem hariç her yerim isyan etti. Biraz tembellik var heralde kendisinde, yorulmuyo olsa gerek artık. İki gün önce de bi halsizlik çöktü üzerime ki cumartesi sabahı uyandığımda sanki başımın 50cm etrafında bulunan televizyonlarla sarılmış bir ortamda uyumuşum gibi başım ağrıyordu. Capoeira antrenmanıma da gidemedim doğal olarak :( Burnum tıkalı ve akıyor sürekli, hadi o bilindik bişey de, kulaklarım neden tıkalı? Basınç farkıyla oluşan tıkanıklık ve çınlamayı 24 saat yaşıyorum..
Yine 9 gündür bir de elektrik yüklüyüm ki sormayın. Dokunduğum kişiler, eşyalar, bilgisayarım, elbise askısı.. Her yerden her an kıvılcım alabiliyorum. Diğerleri neyse de, bilgisayarımda kısa devre olacak diye korkuyorum.
Kolestrol, egzama, bu ıvır zıvır hastalıklar...
Yaşlandım yahu.
Gerginim, toparlanamıyorum; açım, beslenemiyorum; yorgunum, duramıyorum.. Ama ne jürim ne de quizim bahane kaldıramayacak. Benim elimden gelen birşey de yok, kimseyi suçlayamam. Bu hale gelmem tamamen insanlık hali.
(Of ulan burun, bi yazı yazdırmadın aka aka...)
|Yazılan (yok) yorumu oku| |Yorum yaz| |Sayfasına git|
Aşık Olmadan Bir Düşün
Perşembe, Nisil 2, 2009 tarihinde, Ben etiketi için yazılmış.
"Aşık Olmadan Bir Düşün" Diyor Can Dündar
Evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksin...
Sokağa fırlayacaksın...
Sokaklar da dar gelecek...
Tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi...
Ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü...
Kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar
küçüleceksin...
Birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan...
"Önemli olan sağlık."
"Yaşamak güzel."
"Boş ver, her şey unutulur."
Sen hiçbirini duymayacaksın...
Göz yaşlarından etrafı göremez hale geleceksin...
Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek
isteyecek kadar çok seveceksin...
Hep ondan bahsetmek isteyeceksin...
"Ölüme çare bulundu" ya da "Yarın kıyamet kopacakmış" deseler başını kaldırıp Ne
dedin?" diye sormayacaksın...
Yalnız kalmak isteyeceksin...
Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak...
İkisi de yetmeyecek...
Geçmişi düşüneceksin...
Neredeyse dakika dakika...
Ama kötüleri atlayarak...
Onunla geçtiğin yerlerden geçmek isteyeceksin...
Gittiğin yerlere gitmek...
Bu sana hiç iyi gelmeyecek...
Ama bile bile yapacaksın...
Biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese,kaçacaksın...
Aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yasamak için direneceksin...
Hayatının geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksin....
Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin...
Herkesi ona benzetip...
Kimseyi onun yerine koyamayacaksın...
Hiçbir şey oyalamayacak seni...
İlaçlara sığınacaksın...
Birkaç saat kafanı bulandıran ama asla onu unutturmayan…
Sadece bir müddet buzlu camin arkasından seyrettiren...
Bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek...
Boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin...
Uyumak zor, uyanmak kolay olacak...
Sabahı iple çekeceksin...
Bazen de "Hiç güneş doğmasa" diyeceksin...
Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler...
Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin...
Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana sarılmak isteyeceksin
Nafile...
Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek...
Rüyalar göreceksin, gerçek olmasını istediğin...
Her sıçrayarak uyandığında onun adini söylediğini fark edeceksin...
Telefonun çalmasını bekleyeceksin...
Aramayacağını bile bile...
Her çaldığında yüreğin ağzına gelecek...
Ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla...
Yüreğin burkulacak...
Canin yanacak...
Bir daha sevmemeye yemin edeceksin...
Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden...
Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın...
Defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğin için nefret edeceksin...
Yaşadığın şehri terk etmek isteyeceksin...
Onunla hiçbir aninin olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek...
Ama bir umut...
Onunla bir gün bir yerde karsılaşma umudu...
Bu umut seni gitmekten alıkoyacak...
Gel gitler içinde yaşayacaksın...
Buna yasamak denirse...
Razı mısın bütün bunlara...?
Hazır mısın sonunda ölüp ölüp dirilmeye...?
O halde aşık olabilirsin
|Yazılan (yok) yorumu oku| |Yorum yaz| |Sayfasına git|
« Önceki -