12 yaşındaki mendilci Ahmet’ten hayat dersi!
Cumartesi, Eylül 17, 2009 tarihinde, Internetten etiketi için yazılmış.
Bir arkadaşım bana mail yoluyla ulaştırdı bu yazıyı, kendisine çok teşekkür ederim. İlginç bir hikaye; hem acıtan hem şaşırtan...
Dün 15 milyon öğrenci ders başı yaptı...
Bilecikli Ahmet ise, Mecidiyeköy’deki Profilo trafik ışıklarında elindeki kağıt mendilleri satmak için yeşil ışığın yanmasını bekleyen araçların camlarını tıklatıyordu.
“Sen okula gitmiyor musun” dedim, gerisi geldi:
- İki sene önce dördüncü sınıfı bitirdim ve bıraktım.
- Neden?
- Babam hapse girdi...
- Ne yaptı ki?
- İnce iş... Şimdi anlatamam...
- Annen neden çalışmıyor peki?
- O da çalışıyor, aha orda... (Eliyle 10-15 metre uzakta kucağında bir bebekle dilenen kadını gösteriyor.)
- Oooo, iyisiniz... Bu ışıklar sizin kontrolünüzde yani...
- Kız kardeşim de cam siliyor...
- Vay, vay, vay... İyi para götürüyorsunuzdur...
- Üçümüz günde 200-250 liradan aşağı toplamıyoruz...
- Ayda 6 milyar eder...
- Geçiyor... Ama pazar günleri çalışmıyoruz... Çünkü pazarları bu ışıklar tıkanmıyor. İş olmuyor. Ben de balık tutup satıyorum. Sana da getireyim mi?
- Boş ver balığı, o kadar parayı ne yapıyorsunuz?
- Birazını babama gönderiyoruz, birazını yiyoruz, yarısını da biriktiriyoruz.
- Biriktirince ne yapacaksın, dükkân mı açacaksın kendine?
- Manyak mıyım be abi, ne dükkânı... Araba alacağız. Babam hapse girmeden önce korsan (kaçak taksicilik) yapıyordu, büyüyünce ben de aynı işi yapacağım.
- Ev almayacak mısınız?
- Evimiz var, belediye verdi. Kâğıthane’de...
***
Bu sırada ışık yeşile dönüyor ve arkamdaki araçların sürücüleri kornalarına abanmaya başlıyor... Ama muhabbet tatlı, Ahmet’le biraz daha konuşmak için arabayı iyice kenara çekiyorum.
- Okulu tamamen bıraktın yani...
- Okusam ne olacak ki? Benim öğretmen yirmi yıl okumuş, bin lira kazanıyor. Yaşanır mı o parayla? Hem ben her gün internete giriyorum, o yeter.
- Bilgisayarın da mı var?
- Niye olmasın ki?
- Peki; arkadaşların okula giderken hiç mi üzülmüyorsun?
- Önce üzülüyordum, ama artık sigara paralarını bile ben veriyorum. En zenginleri benim şimdi.
Ahmet işin kolayını bulmuş, yolunu çizmiş; ne söylesem nafile... Vedalaşıp gitmek için hamle ediyorum, suratı asılıyor:
- O kadar çene çaldık, bir beşlik bile atmayacak mısın?
***
Dün 15 milyon öğrenci dersbaşı yaptı...
Şanslı olanlar üniversiteyi kazanıp, öğretmen, doktor, mühendis olacak ve Ahmet’in dediği gibi ayda bin liraya talim edecek. Çoğu da işsizler kervanına katılacak.
Ahmet ise o zamana kadar çoktan altına arabasını çekip, korsana başlamış olacak.
Belki de işleri iyice yoluna girecek ve “filo” kuracak...
Çoğumuz sokakta gördüğümüz o çocuklara acıyoruz ya...
Bence asıl kendi çocuklarımızın geleceği için kaygılanmalıyız!
(kaynak: http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?Newsid=260973&Categoryid=4&wid=102)
|Yazılan (yok) yorumu oku| |Yorum yaz| |Sayfasına git|
Herşeye Hazırım Seninle (Oya-Bora)
Pazartesi, Ağustos 14, 2009 tarihinde, Sarkisozleri etiketi için yazılmış.
sevdiklerimizin ve seveceklerimizin adları
ta başından yazılmıştır kalbimize
ve onları bulana dek savaşırız
bu karmaşık tutkular çemberinde
seni ilk kez görüyorum ama
sanki bir yerlerden hatırlıyorum...
parlak bir ateşten çok sonra
arda kalan küller olsakta
her an ölmek için yaşasak
kıyısında sarp bir uçurumun
uçmaya hazırım inan seninle
zincirledin beni sevdama
aşk lanet yağdırsa vız gelir
acılara yoksulluğa tutsak
yeterki benim olmayı dile
ben savaşırım senin yerine...
yorgun kanatlar açılsa yeni yolculuklara
uçmak ne güzel tutunabilmek bulutlara
bir tek ihanetin gölgesi düşemez
yaralarımı saran el girsede kanıma
herşeye hazırım seninle...
hiç hem de hiç umrumda değil
bir yarın varmı bizler için
yarım kalmış bir şarkı olalım
kollarımdasın benimlesin ya
gelde yok olalım şu an seninle
yorgun kanatlar açılsa yeni yolculuklara
uçmak ne güzel tutunabilmek bulutlara
bir tek ihanetin gölgesi düşemez
yaralarımı saran el girsede kanıma
herşeye hazırım seninle...
|Yazılan (1) yorumu oku| |Yorum yaz| |Sayfasına git|
Mutluluk
Çarşamba, Haziran 29, 2009 tarihinde, Internetten etiketi için yazılmış.
Evini bir davet sonrası temizlemek için saatlerce uğraşıyorsan... Bir çok arkadaşın var demektir!
Faturalarını ödeyebiliyorsan... Bir işin var demektir!
Pantolonun biraz sıkıyorsa... Aç kalmıyorsun demektir!
Gölgen seni izliyorsa... Güneş ışığını görüyorsun demektir!
Otobüsten indiğin yerden işyerine yolu uzun buluyorsan... Yürüyebiliyorsun demektir!
Yanındaki adamın sesinden rahatsız oluyorsan... Duyuyorsun demektir!
Camları silmen, çatıyı onarman gerekiyorsa... Bir evde yasiyorsun demektir!
Doğalgaz faturan yüklü geliyorsa... Isınıyorsun demektir!
Yığınla yıkanacak ve ütülenecek çamaşırın varsa... Yığınla giyeceğin var demektir!
Çalar saatin sabahın köründe çalıyorsa... Yaşıyorsun demektir!
Aksamları kendini yorgun hissediyorsan ve bacakların ağrıyorsa... O gün üretici olmuşsun demektir!
Ve tüm bunların farkına varabiliyorsan "MUTLUSUN" demektir...
Dolayısıyla "MUTLULUK";
"SORUNSUZ BİR YAŞAM" değil, "SORUNLARLA BAŞA ÇIKABİLME YETENEĞİDİR!!!..."
|Yazılan (yok) yorumu oku| |Yorum yaz| |Sayfasına git|
Bugün En Çok Buna Güldüm
Cumartesi, Mayıse 13, 2009 tarihinde, Internetten etiketi için yazılmış.
yakın bir arkadaşımın gönderdiği bir mailden alıntılar:
"Acı Kaybımız:
3 ay önce ailemize katılan, "Necmi" ismini verdigimiz kaplumbağamız dün vefat etmiş. Aile arasında sade bir törenle evin arka bahçesine gömdük. Hayvancağız durduk yerde can verdiği için gidip, Necmi’yi aldığımız dükkanın sahibine sebebinin ne olabileceğini sorduğumuzda ”Abi onlar kış uykusuna yatar” cevabını almış bulunmaktayız. Hepimizin başı sağolsun. Bu vicdan azabıyla ben de çok yaşamam herhalde."
|Yazılan (yok) yorumu oku| |Yorum yaz| |Sayfasına git|
« Önceki -